EdebiKalem ilk sayfa
EdebiKalem ilk sayfa
Buradasiniz : İlk Sayfa Roman Tahlilleri Türk Yapıtlarından İncelemeler Kiralık Konak Romanının Tahlili (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kiralık Konak Romanının Tahlili (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Yazdır

Roman Tahlilleri - Türk Yapıtlarından İncelemeler
Perşembe, 28 Mayıs 2009 21:21

Kiralık Konak - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

1)KONU YÖNÜNDEN İNCELEME

Eserde hangi konu incelenmiştir?
Kiralık Konakta Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemindeki toplumsal nedenler dile getirilir. İlk belirtileri XVIII. Yüzyılda görülen ve Tanzimatla somutlaşan batılılaşma hareketleri, buna bağlı olarak hayat tarzı, değerler, ahlak, kısacası kültürel değişim ve bu ortamda kuşaklar arasındaki değişen değer yargıları, yaşam biçimlerinin çelişkisi karakterler üzerinden anlatılır.
Yazarın konuya bakış açısı  nedir?
Kiralık Konak, yazarın bireyci sanattan vazgeçtikten sonra yazdığı ilk romandır. Romanda yazar adına konuşan Hakkı Celis, başlangıçta yurt sorunlarına karşı ilgisiz, âşık, içli bir şairken, sonradan bilinçlenerek değişir, bireyin değil, toplumun önemli olduğunu anlar ve "milli ideal" denen bir sevdaya tutulur. Bu ideal geleceğin Türkiye'sidir. Karaosmanoğlu romanın öbür kişilerini ve dolayısıyla toplumu, bu yeni bilince ulaşmış Hakkı Celis'in gözleriyle değerlendirir ve yargılar. Ona göre geleceğin Türkiye'sinde ne geçmişin Osmanlı'sının, ne Batı hayranlarının, ne de yurt sorunlarından habersiz yalnızca sanata tapan bireyci aydınların yeri vardır. Romanın baş kişileri gerçi belli tiplere örnek olarak sunulmuşlardır, ama Karaosmanoğlu bunları çok yönlü bireyler olarak yaşatmayı amaçlar.
Karaosmanoğlu toplumsal sorunlara belli bir siyasal açıdan eğilmiş bir romancı olmakla birlikte, bu sorunlara yaklaşımını elden geldiğince sanatsal bir düzeyde tutmaya çalışmıştır.
Eserin ana olayı nedir?
Seniha – Faik – Hakkı Celis üçgeni romanın yapısının iskeletidir. Konağın dağılıp satılığa çıkarılması ve Hakkı Celis’in ölümü ile biten roman bir zümrenin çöküntüsünün üç kuşaklık hikayesidir.
Yazar nasıl bir ana düşünceye ulaşmaktadır?
Kiralık Konaktaki kahramanlar, toplumsal rüzgarların savurduğu birer yaprak gibi uçuşuyorlar, hiç toprağa düşmüyorlar. Düşündükleri dünya ile gerçek yaşamları arasında bağlantısızlıklar vardır.
Yakup Kadri Seniha karakteriyle, değişen yargı değerlerini, yozlaşmayı, batılılaşmaya çalışırken yitirilen değerleri gözler önüne serer. Yakup Kadri’nin yapmak istediği, eleştirel boyutta yaklaştığı Doğu-Batı, eski-yeni sorunsallarını ve dönemin yaşayış tarzıyla batılılaşmak adına değerleri yozlaşmış olanları göstermektir. Onun karşı olduğu aslında Batı’nın kendisi olmamakla birlikte, Hakkı Celis’in askere gitmesiyle ilgili bölümlerde çok radikal olmayan milliyetçilik izlerine rastlanır, ve Naim Efendi’nin tasvir edildiği ilk bölümde geçmişe bir özlem duygusu sezilir. 
Eserin planı nasıldır?
Giriş bölümünde, eski ve yeni devirler arasındaki farklılıkları sıralanır: “ zamanlar artık eski zamanlar değil, iki sene içinde pek çok adetler değişti (...) “ . “ İstanbul’da iki devri oldu: Biri İstanbulin, diğeri redingot devri... Osmanlılar hiçbir zaman bu İstanbulin devrindeki kadar zarif, temiz ve kibar olmadılar (...) “ . Yazar romanın ilk bölümünde olayların baş kahramanı Seniha’nın dedesi olan Naim Efendi, damadı Servet Bey ve kızı Sakine Hanım’ın birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini eski-yeni karşılaştırması dahilinde anlatarak İstanbul’un sözü edilen bu iki devrini okuyucuya anlatır. Daha sonra baş karakterler kısaca anlatılır.
Gelişme bölümünde Seniha’nın Faik Bey’le ilişkisi, Hakkı Celis’in ona olan aşkı, Seniha’nın bulunduğu hayattan, konaktan sıkılması, Avrupa’ya gitmek istemesi, Naim Efendi’nin gitgide çöküşü, Seniha’nın Avrupa’ya kaçışı, bundan sonraki değişimleri ve konağın dağılışı anlatılır.
Sonuç bölümünde ise, Seniha’nın Avrupa’dan dönüşü, bundan sonra yaşadığı hayat, Naim Efendi’nin tamamen çöküşü, Hakkı Celis’in Seniha aşkının vatan aşkına dönüşmesi, askere gitmesi konu edilir. Ve sonunda Hakkı Celis’in ölüm haberinin gelmesine rağmen Seniha’nın kayıtsız kalışı ile roman sona erer. 

2)YAZILIŞ TEKNİĞİ YÖNÜNDEN


Eserin yazılış tekniği nasıldır? 
Bu roman, basit anlaşılır bir dille yazılmıştır. Kişilik tahlilleri iyi yapılmıştır. Ancak romanın sonlarına doğru hep olumsuz gelişmelerin olması, okuyucuyu karamsarlığa sürüklemektedir. 
Çeşidi ne olabilir? 
Realist (gerçekçi) romandır. Realist roman; gerçeği olduğu gibi, gözleme dayalı olarak anlatan romandır. Bu tür eserlerde olan ya da olma ihtimali olan olaylar anlatılır; yani, anlatılan şeylerin gerçeğe uygun olmasına ya da okuyucuda gerçek sanısını uyandırmasına önem verilir. Yazarlar sadece olayları anlatmakla yetinir, kendi duygu ve görüşlerini söylemez, böylece, eserlerinde kendi kişiliklerini gizlerler.
Thema Larouuse’ye göre ise bu roman, ırmak-roman türüne sokulabilir. Irmak-roman; Osmanlı-Türk toplumunun Tanzimat’tan 1950’li yıllara kadar geçirdiği tarihsel, toplumsal dönüşümleri irdeler.

3)KAHRAMANLARI YÖNÜNDEN

Eserin belli başlı kahramanları kimlerdir?
Naim Efendi, Seniha, Faik Bey, Hakkı Celis, Servet Bey, Sakine Hanım ve Cemil romanın baş kahramanlarıdır. Belkıs Hanım, Neyyire Hanım, Nuriye Hanım, Selma Hanım, Necibe Hanım, Madam Kronski, Kasım Paşa, Ragıp Efendi de romanın yan kahramanlarıdır. 
Bu kahramanların ruhsal ve fiziksel özellikleri nelerdir? 
Naim Efendi: Çok zengin, zengin olduğu kadar da hesaplı, iyi yürekli, sevimli fakat “eski kafalı” bir ihtiyardır. Eğlenceli meclisleri, ahbap arasındaki sohbetleri, misafirlere ziyafetleri çok sever. Eski dönemden gelen alışkanlıkları, terbiye ve görgüsü dolayısıyla yenilikler karşısında şaşıran, eski-yeni arasındaki çelişkinin o dönemde yaşayan kişiler üzerindeki etkisini kanıtlayan bir kişiliktir.
Faik Bey: Kumral, zayıf, uzun saçları iyi taranmış bir gençtir. Küçük yaşından beri Avrupa’nın muhtelif şehirlerinde dolaşmış ve oralarda oturmuş olduğu için hareketlerinde bir frenk zarafeti vardır. Buna rağmen aslında işe yaramaz, çapkın, tutkulu ve maceraperesttir.
Seniha: Yeşil gözlü, kızıl saçlı, ince zarif bir kızdır. Uzaklara, görülmemiş, işitilmemiş şeylere doğru gitmek isteyen, Avrupa hayranı, alaycı, hareketli bir genç kızdır.
Hakkı Celis: Romantik Batılı şairlere tutkun, duyarlı bir gençtir. Duygusal yapıda, anlayışlı, büyüklerine saygılı bir karakter olarak verilmiştir.
Servet Bey: Züppe, tatlı su Frenkleriyle düşüp kalkan, yabani ve perişan bir sesle bir takım opera parçaları terennüm eden bir kişilik olarak tasvir edilmiştir.
Cemil: Henüz yirmi yaşında olmasına rağmen Beyoğlu gecelerine düşkün, Batı hayranı bir gençtir.
Sakine Hanım: Çekingen, içinde titiz, iradesiz, tembel bir kadındır; kocasının nüfusuna ve çocuklarının arzularına son derece önem verir.
Selma Hanım: Genç kızlığından beri ailenin içinde kendine hürmet ettiren ağır, haşmetli, amirane bir kadındır. Naim Efendi’yi genç yaşından beri hem yakından hem uzaktan sevk ve idare eder..
Kahramanlar arasındaki bağıntılar nelerdir?
Naim Efendi, Seniha’nın dedesidir. Servet Bey, Seniha’nın babası, Naim efendinin damadıdır. Sakine Hanım ise, Seniha’nın annesi, Naim Efendi’nin kızıdır. Cemil, Seniha’nın kardeşidir. Faik Bey, Seniha’nın sevdiği kişidir. Kasım Paşa da onun babasıdır. Hakkı Celis, Seniha’nın kuzenidir. Selma Hanım ise Naim Efendi’nin kardeşidir. Nuriye ve Neyyibe Hanımlar, Belkıs Hanım, vb Seniha’nın arkadaşlarıdır. Necibe Hanım ise Seniha’nın halasıdır.
Kahramanlar hangi sosyal tabakaya mensupturlar?
Naim Efendi, devletin yüksek mevkilerinde de bulunmuş, yüksek tabakadandır. Dolayısıyla torunları, kızı ve damadı da öyledir. Ancak zaman içerisinde damadı ve torunlarının Avrupai tarzda yaşama isteği giderek durumlarının kötüleşmesine neden olur. Faik Bey de yüksek tabakadandır. Romandaki çoğu karakter yüksek sınıftandır.
Yazar, kahramanları seçerken nelere dikkat etmiştir?
Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri’nin 1910'dan 1974'e dek verdiği eserler Türkçe'nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri'nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920'lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati'den yetişmiş, “sanat sanat içindir” görüşünü benimseyen bir yazarken, Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için birkaç tanesi dışında yapıtlarında belli tarihsel dönemleri ele aldı (Örneğin Kiralık Konak, 1.Dünya Savaşı öncesi döneminin işlendiği bir romandır). Bu değişimini izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuştur. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana çeşitli dönemlerdeki toplumsal gerçekliğini sergilemiştir. Kiralık Konak’ta da Karaosmanoğlu, II. Meşrutiyet yıllarında Batılılaşma hareketinin yol açtığı değer kargaşasını, geleneklerden ve eski yaşam biçiminden ayrılışı ve kuşaklar arasındaki kopukluğu karakterler üzerinden sergiler. Bu romanda her karakter eskiyi ya da yeniyi temsil etmektedir.
Olaylar karşısında kahramanların durumu nasıldır?
Naim Efendi, duygusal ve kırılgan yapıda olduğu için olaylardan çok etkilenir ve hastalanır. Seniha her şeyi abartan alaycı yapısıyla hiçbir şeyden hoşnut olmaz. Faik Bey de önceleri alaycı bir yapıdayken Seniha’nın aşkı onu duygusal biri haline getirir. Sakine Hanım da olaylara üzülür ama bunu sadece babası ile paylaşmaktadır. Servet Bey, hiçbir şeyi umursamaz bir tavır sergiler. Hakkı Celis ise her olayda düşünceleri arasında gidip gelir, bocalar, ne hissettiğine bir türlü kesin olarak karar veremez.

4)YER VE ZAMAN YÖNÜNDEN

Olay nerede veya nerelerde geçmektedir? Buranın belli başlı özellikleri nelerdir?
Olay 2. Meşrutiyet dönemi Osmanlısında, Cihangir’de bir konakta ve sonra da Şişlide bir apartman dairesinde geçmektedir.
Olay ortaya konulurken yer nasıl ele alınmaktadır?
Cihangirde bir konak ele alınmıştır. Zaman zaman konak tasvir edilmektedir. Bazen Büyük Ada ve İstanbul’un değişik semtlerinin isimleri de geçmektedir.
Olayın akışında zaman kırımları var mıdır? Zaman belli bir düzenlilik içerisinde mi sunulmaktadır?
Zaman kırımları bazı yerlerde vardır. Bazen –dili geçmiş zaman kullanılırken, bazen şimdiki zaman kullanılmıştır. Ancak bence bu, eserin bugünkü Türkçe’ye çevrilişinden kaynaklanan bir sorundur. Kronolojik olarak zaman ise belli bir düzenlilik içinde, sırasıyla sunulmaktadır.

5)DİL VE ANLATIM YÖNÜNDEN

Eserin dili anlaşılır nitelikte midir?
Zaman zaman eski Türkçe ve Fransızca kelimeler kullanılmasına rağmen bunların çoğunun açıklaması ya yanında parantez içinde ya da dipnot olarak sayfa sonunda verilmiştir.
Yazar sözcükleri kullanırken seçici davranmış mıdır?
Evet, seçici davranmıştır. Pek çok Eski Türkçe kelime bulunmaktadır.
Yazar, konuşmalarda ve anlatımlarda dili nasıl kullanmaktadır?
Eski Türkçe kelimeler dışında dil akıcıdır, kolayca anlaşılabilir.
Anlatım kaçıncı kişi ağzından yapılmaktadır?
Anlatım yazar tarafından yapılmıştır.
Yazarın dil ve anlatımı, yaşadığı dönemle uygunluk göstermekte midir?
Evet orijinali yaşadığı döneme uygunluk gösterir. Ancak 24. baskıya gelene kadar bazı kelimeler Türkçeleştirilmiştir ve bunlar parantez içerisinde verilmiştir.
Anlatımda akıcılık nasıl sağlanmıştır?
Romanın kısımlara ayrılması, kişilik tasvirlerinin baştan yapılması, olayların kronolojik sıraya göre gitmesi akıcılık sağlamıştır.

6)YAZARIN KİŞİLİĞİ YÖNÜNDEN

Yazar hangi edebiyat anlayışını benimsemiştir?
Başlangıçta Fecr-i Âticiler’e katılmış, “sanat şahsi ve muhteremdir” görüşünü benimser. Sonra ise “sanat önce bir toplumun, bir milletin malıdır; sonra da bir devrin ifadesidir” düşüncesini benimser. Bu tarihten itibaren çalışmalarını roman türünde yoğunlaştırır.
Yazarın edebi kişiliğinde en belirgin özellik nedir?
Karakterlerin o dönemin gerçekliğini olduğu gibi yansıtıyor olmasıdır.
Yazarın romanlarında işlediği belirgin bir konu var mıdır?
Yazar genelde dönem çatışmaları ve birey psikolojisi irdelemeleri içeren, Batı hayranlığını eleştiren romanlar yazmıştır.

Yazarın önemli eserleri nelerdir?
Tiyatro:
Nirvana (1909), Veda (1909), Sağanak (İst. Şehir Tiy. Ktp., Tarihsiz), Mağara (1934)
Roman:
Kiralık Konak (1921), Nur Baba (1922), Hüküm Gecesi (1927), Sodom ve Gomore (1928), Yaban (1932), Ankara (1934), Bir Sürgün (1937), Panaroma, 2 cilt (1950-1954), Hep O Şarkı (1956)
Öykü:
Bir Serencam (1913), Rahmet, 1923, Milli Savaş Hikâyeleri (1947)
Anı:
Zoraki Diplomat (1954), Anamın Kitabı (1957), Vatan Yolunda (1958), Politikada 45 Yıl (1968), Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (1969)
Mensur Şiirler:
Erenlerin Bağından (1918-1922), Okun Ucundan (1922)
Monografi:
Ahmet Haşim (1934), Atatürk (1946)
Çeşitli Yazılar:
Kadınlık ve Kadınlarımız (1923), Ergenekon, 2 cilt (1929), Alp Dağlarından ve Miss Chalfrin’in Albümünden (1942)
Çevirileri:
Horatius (1931), Swanların Semtinden (1942)

KİRALIK KONAK ROMANININ ÖZETİ

Naim Efendi konakta sözü hala sayılan bir ihtiyardır. Ama bu görünüşte böyledir. Çünkü torunları, kızı, ve damadı Batılı tarzda yaşamak istemektedirler ve Naim Efendi’ye ters gelen bazı davranışlarda bulunmaktadırlar. Naim Efendi ise torunlarını çok sevdiği ve onları üzmek kırmak istemediği için yaptıklarına ses çıkarmamaktadır. Seniha ve Cemil Naim Efendi’nin torunlarıdır.
Seniha her Pazartesi evde çay toplantısı düzenler, arkadaşlarını çağırır. Bu toplantılarda Hakkı Celis (Seniha’nın kuzeni) şiir okur ancak Seniha bununla ilgilenmemekte, onu hala küçük bir çocuk olarak görmektedir. Çünkü Seniha alaycı bir kızdır ve Hakkı Celis’in kendisine duyduğu aşkla da dalga geçmektedir. Seniha’nın gözü yükseklerde, Avrupa’dadır. Konaktan, etrafındaki tüm insanlardan sıkılmaktadır. Seniha, abisi Cemil’in arkadaşlarından Faik Bey’i sevmiş gözükür ancak onu asıl çeken Faik Bey’in Avrupai havasıdır. Faik Bey’e duyduğu aşk sonucunda Seniha’da değişimler gözlenir; “ (...) evvelden rengi yanaklarının uçlarına doğru hafifçe pembe olan bu yüze sıcak bir solukluk ve narin bir uzunluk geldi. Bakışlarına sert bir süzgünlük ve yürüyüşüne, oturuşuna, kalkışına lâtif bir perişanlık geldi; rüzgârda sallanan dallar gibiydi (...)”.
Faik Bey kızlar tarafından çok beğenilen, yakışıklı, şakacı bir gençtir. Faik Bey önceleri Seniha’yı istemez. Seniha içinde bulunduğu sıkıntıdan dolayı sinir krizleri geçirir ve onu halasının yanına Büyük Ada’ya gönderirler. Seniha orada da çok sıkılır ancak halasının istemiyle arkadaşları da Büyük Ada’ya gelir. Orada geçirdikleri günler içinde Faik Bey’le yaklaşırlar ve Faik Bey de Seniha’ya aşık olur. Ancak daha sonra onları görenler dedikodu çıkarırlar ve bu İstanbul’a Seniha’nın ailesine, gerek tanıdıklar aracılığıyla gerekse imzasız mektuplarla ulaşır. Dedesi Naim Efendi buna çok üzülmektedir ancak torununa olan sevgisinden dolayı bir şey söylemez. Seniha’nın babası ve annesi ise bu olayı çok normal karşılarlar. Sonra Seniha konağa geri döner. Bu arada Naim Efendi’nin parasal durumu bozulmuştur, bazı mülklerini satışa çıkarır. Ama onu o sırada para değil torununun durumu, kimlerle arkadaşlık ettiği ilgilendirmektedir.
Bu aşk Seniha’yı değiştirmiştir. Hakkı Celis, artık Seniha’nın eskisi gibi onunla alay etmemesini, hatta ona çok iyi davranmasını sahte bulur, eski Seniha’yı geri istemektedir. Faik Bey de aslında Seniha’yı sevmektedir ama kumarı da çok sever. Bir gün Faik kumarda 350 lira kaybeder ve bu parayı nasıl ödeyeceğini bilememesi üzerine Cemil’e gelir. O sırada Faik Bey çok bakımsız, kir içinde görünmektedir ve Seniha nasıl böyle birini sevdiğine anlam veremez. Cemil Faik’i bu durumdan kurtarmak için Seniha’dan elmaslarını ister, Seniha da verir. Ancak biran içinde hayatı olduğu gibi görmesine neden olur ve Seniha bir gerçeği fark eder; Faik Bey’e bahşettiği aşk bu taşlardan daha mı az kıymetlidir ki, Faik Bey bu taşlara sahip olmak için daha çok yalvarmıştır? Zerafetin, asaletin insanın üzerindeki bir maske olduğunu, bir sevgiyi alışverişe çevirmek için bir paket iskambil kağıdının yeterli olduğunu görür. Bu andan sonra Seniha, aşktan önceki alaycı haline ve eski dostlarına geri döner. Buna rağmen Faik Bey’den ayrılmamıştır. Ancak ona çok kötü davranmaktadır. Sonraları Faik Bey’le münasebeti devam eder.
Naim Efendi üzülerek de olsa, dedikoduları önlemek için Faik Bey’in babasını görmeye gider. Seniha ise, Faik Bey’le olan ilişkisine karıştığı için ona kızar: “ (...) Herkesin kendine mahsus bir hayatı vardır. Siz zannediyorsunuz ki, herkes, herkes gibi yaşayabilir. Annem nasıl sizin gibi bu konakta yaşayıp ihtiyarladıysa ben de onun gibi yaşayıp ihtiyarlamaya razı olacağım. Halbuki ben mutlaka kendi hayatımı yaşamak istiyorum.(...)
Seniha’nın Faik Bey’le ilişkisinin çevrede duyulup ayıplanması ve artık konağın kendisine dar gelmesi üzerine, Seniha sinir krizleri geçirir, ve kimseye haber vermeden bir gün Avrupa’ya kaçar. Dedesi bütün bu olanlardan sonra bir hastalanır, bir iyileşir. Seniha Avrupa’ya kaçtığında Faik Bey ile Hakkı Celis dost olurlar. Gerçi önceleri Hakkı Celis Faik Bey’i sevmez, onu kıskanır; ama ikisinin ortak noktaları olan Seniha’ya duydukları sevgi bir şekilde onları bir araya getirir. Ancak Seniha’nın Faik Bey’e mektup yazdığını öğrenen Hakkı Celis yine Faik’ten nefret etmeye başlar. Faik de sonra Seniha’nın yanına Avrupa’ya gider.
Bir süre sonra Seniha, İstanbul’a dönmek istediğini fakat yol parasının olmadığını dedesine yazar ve ondan para ister. Gönderirler. Naim Efendi Seniha’nın yüzünü görmek istemediği için, ve Servet Bey de Şişli’deki apartmanlardan birinde yaşama meraklısı olduğu için konağı terk ederler. Naim Efendi koskoca konakta yalnız kalır. Tek dostu Hakkı Celis olur. Seniha birkaç kez daha yol parası ister ancak hiçbirinde İstanbul’a dönmez. Naim Efendi’nin parasal durumu gitgide kötüleşmektedir. Sonunda Seniha döner. Seniha’nın Avrupa’dan dönüşünden sonra ise gece hayatı ve erkeklerle ilişkileri, bunlara müdahale edemeyen Naim Efendi’yi günden güne çökertmeye devam eder. Hakkı Celis ise askere yazılmıştır ve Seniha’nın yeni hali, çeşitli erkeklerle münasebetleri, ona olan aşkını anlamsız kılmıştır. Naim Efendi ise yalnızlıktan, sıkıntıdan hastadır onun bu haline çok üzülen kardeşi Selma Hanım ısrarla konağı satıp veya kiraya verip kendisinin yanına taşınması için iknaya çalışmaktadır.
Naim Efendi günden güne huysuz aksi bir ihtiyar olmuştur, ve bu nedenle tamamen yalnız kalmıştır. Konakla beraber kendisi de çökmektedir. Seniha ise bir mebusla evlenmek üzereyken evliliği bozulur.
Faik Beyle ilişkisinin noktalanmasından sonra Hakkı Celis ile Seniha’nın sohbetleri sırasında “...Seniha abla, bizi pişiren ıstıraptır; gezip görmek değildir. Sizden evvel kaç kişi Avrupa’ya gitti geldi. Bunların bazılarının kıyafetlerinde epeyce değişiklik gördüm, fakat ruhlarında ne değişti; bilmiyorum. Bunlar bize oradan, başlarında bir acaip sarhoşluk ve gözlerinde safiyane bir hayretle avdet ettiler. Seniha abla, siz de bunlardan biri misiniz?” diyen Hakkı Celis’e Seniha’nın cevabı ise şu olur: “Ooo, daima felsefe! Sen hiçbir zaman hayat adamı olamayacaksın, hiçbir zaman, zavallı Hakkı!”. Bunun üzerine Hakkı Celis yarı ciddi, yarı şaka ‘Öyleyse ölüm adamı olurum.” diye cevap verir. Hakkı Celis, bu sözü söyledikten sonra, Çanakkale Cephesi’ne giden askerler arasına katılmaya karar verir. Seniha’ya olan aşkı, eski memleket aşkına dönüşür. Ona göre bu, çok daha anlamlı bir duygudur. Sonraları birkaç günlüğüne izne geldiğinde Seniha’yı görür ve Seniha ona aslında kendini tek seven kişinin Hakkı Celis olduğunu bildiğini söyler. Hakkı Celis de aslında hala Seniha’yı sevdiğinin farkına varır ama sevdiği Seniha eskiden tanıdığı Seniha’dır, Avrupa’dan döndüğünde değişmiş olan değil. Vatan aşkı daha üstün gelir ve ertesi gün tekrar cepheye döner. Seniha daha sonra resmi olarak olmasa da, nişanlanır.
Sonunda Hakkı Celis ölür ve Seniha bunu bir akşam yemeğinde nişanlısının arkadaşından ayrıntılarıyla öğrenir. Herkes üzülür, Seniha ise yaşamına kaldığı yerden, aynı şekilde devam eder, hatta Hakkı Celis’in öldüğünü öğrendiği eğlence sofrasında aldığı haberden bir an için rahatsızlık duysa da, eğlenmeye, ya da eğleniyor gözükmeye devam eder.

 

 



Bu başlığı paylaşın
Google! Facebook! MySpace!
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile



Yapılan yorumlar

  • *çok Oku..
  • ck cüzel Oku..
  • doğru söylüyorsunuz. Oku..
  • Tarihe damgasını vurmuş olan bağımsızlığımızın ilk... Oku..

EdebiKalem.com © 2009 - 2012 nedim akay tarafından "okyanusta bir damla"

ilk Sayfa Atatürk Köşesi Yazarlar ve Şairler Eski Türk Edebiyatı Edebi Bilgiler Roman Tahlilleri Türkçe Ders Notları Dergiler Gazeteler e-Kitaplar