|
YAZIM (İMLA) KURALLARI 1) ''Kİ'' BAĞLACININ VE -Kİ EKİNİN YAZIMI Türkçede üç çeşit “ki” vardır:Bağlaç olan“ki”,sıfat yapan
“–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir.Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır.Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri uygulayın. -Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir. -Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın. Arabam bozuldu , seninki(ler)ni kullanabilir miyim? Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş. Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor.Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir. -Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır.Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz. Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor.(Hangi çocuklar?) Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın.(Hangi öğrenciler?) Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz.Öyleyse bu –ki sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır. -Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır.Diğer “ki” ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir bozukluk olmuyorsa o “ki” bağlaç olan “ki”dir. Ayrıca bağlaç olan ki’nin daha vurgulu söylendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.(Duydum unutmuşsun gözlerimin rengini) Sen ki dünyalara değersin.(Sen dünyalara değersin.) Şimdi anlıyorum ki o yaptıklarım bir hataydı.(Şimdi anlıyorum o yaptıklarım bir hataydı) Görüldüğü gibi bağlaç olan –ki cümleden çıkartıldığında cümlenin anlamında bir daralma olsa da yapısında ciddi bir bozukluk olmuyor, öyleyse bu –ki’ler bağlaçtır ve daima ayrı yazılır. NOT: Mademki,halbuki,oysaki,çünkü,sanki… sözcüklerindeki ‘ki’ ler bağlaç olmasına rağmen kalıplaştığı için bitişik yazılır. 2) ''DE'' BAĞLACININ VE -DE BULUNMA DURUM EKİNİN YAZIMI “de” “da” bağlacı da tıpkı “ki” bağlacı gibi ayrı bir sözcük olduğu için daima ayrı yazılır.Bulunma durum eki olan “-de,-da, -de,-ta” ise eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. “de,da” bağlacıyla “-de,-da,-te,-ta” ekleri birbiriyle karıştırılmamalıdır.Pratik olarak birbirinden şu şekilde ayırt ederiz: Cümle içerisinde cümleden “de”yi çıkartırız,eğer cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyorsa o “de” bağlaçtır.Cümlenin yapısı bozuluyorsa o “de” bulunma durum ekidir. Kitap da alacağım.(Kitap alacağım) Sen de onun gibisin.(Sen onun gibisin) Görüldüğü gibi bağlaç olan “de ,da” cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyor.Şimdi de aşağıdaki örnekleri inceleyelim: Sende bir şeylerim kaldı.(Sen bir şeylerim kaldı) Onu otobüste gördüm.(Onu otobüs gördüm) Görüldüğü gibi bulunma durum eki cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısı bozuluyor. ÖNEMLİ UYARI: Bağlaç olan “de,da”nın kesinlikle “te,ta” biçimi yoktur. Sana kazak ta alacağım.(yanlış) Sana kazak da alacağım.(doğru) Ayrıca bağlaç olan “de,da” bir özel isimden sonra gelirse kesme işaretiyle ayrılmaz. Bize Ahmet’de gelecek.(yanlış) Bize Ahmet de gelecek.(doğru) 3)''Mİ'' SORU EDATININ YAZIMI “mı,mi,mu,mü” soru edatı eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır,kendinden sonra gelen ekler soru edatına bitişik yazılır: Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun? Bize gelecek misiniz? Sen miydin dün rüyalarıma giren? Soru edatı olan “mı mi mu mü” ile fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –ma,-me’nin darlaşmış biçimi birbiriyle karıştırılmamalıdır: Niçin beni dinle miyorsun? Yukarıdaki cümlede ‘mi’ ayrı yazılmamalıdır;çünkü buradaki mi soru eki değil, –ma,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir.Cümleden mi’yi çıkartıp cümleyi tekrar okuduğumuzda cümledeki soru anlamının kaybolmadığını sadece olumsuzluğun kaybolduğunu görürüz.Cümleye soru anlamını katan mi değil, ‘niçin’ sözcüğüdür. Soru edatı olan “mı,mi,mu,mü” cümleye soru anlamından başka anlamlar da katabilir. Sana güzel mi güzel bir elbise aldım.(pekiştirme göreviyle kullanılmış) Bu testi de çözdün mü konuyu daha iyi anlarsın.(Çözdüğün zaman) Tüm bunları ben mi yapmışım?(reddetme,kabullenmeme) 4)SAYILARIN YAZIMI Sayılar daima ayrı yazılır;ancak çek ve senetlerde sahtekarlığın önlenmesi amacıyla bitişik yazılır. Yaş otuz beş yolun yarısı eder. Bu yıl dershanemize tam bin beş yüz altmış kişi kayıt yaptırdı. 5)KISALTMALARIN YAZIMI Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarının kısaltmaları yapılırken araya nokta konmaz. *TBMM *PTT *THY *TEK *KKTC *MTA *DSİ Cümle içerisine kısaltmalara bir ek getirileceği zaman kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır. Kardeşim THY’da çalışıyor.(yanlış) Kardeşim THY’de çalışıyor.(doğru) Aç bakalım TV’da ne var? (yanlış) Aç bakalım TV’de ne var? (doğru) Tek bir sözcüğün kısaltması yapılıyorsa kısaltmanın sonuna nokta konur: *Dr. *Prof. * c. * s. * bk. 6)GÜN VE AY ADLARININ YAZIMI Cümle içinde geçen gün ve ay isimleri küçük harfle başlar;ancak gün ve ay isimleri bir tarihe bağlanmışsa yani yanında bir rakam varsa büyük harfle başlatılır. Okullar haziranda kapanıyor.(doğru) Okullar 14 Haziran’da kapanıyor.(doğru) Ben 21 Mart 1978 Salı günü doğmuşum.(doğru) Sınav 16 haziran’da yapılacak(yanlış) Sınav 16 Haziran’da yapılacak. (doğru) 7)YÖN İSİMLERİNİN YAZIMI Yer-yön bildiren (doğu ,batı,güney,kuzey,orta…) sözcükler, tek başına ya da özel isimden sonra kullanıldıklarında küçük harfle,özel isimden önce kullanıldıklarında büyük harfle başlar: Siz Kuzey Amerika’yı gördünüz mü? Siz Amerika’nın kuzeyini gördünüz mü? Bu insanlar buraya Güney Asya’dan gelmişler. Bu insanlar buraya Asya’nın güneyinden gelmişler. Sizin daha da batıya gitmeniz gerekiyor. NOT: Yer-yön bildiren kelimeler eğer bir insan topluluğunun yerini tutuyorsa büyük harfle başlatılmalıdır. Bu konuda Batı bizi anlamıyor. Dün Doğu bu haberle çalkalandı. 8)COĞRAFİ TERİMLERİN YAZIMI “Ay,Güneş,Dünya,Mars…” gibi kelimeler eğer coğrafi bir terim olarak gök cisimlerini anlatmak için kullanılırsa büyük harfle, bunun dışında kullanılırsa küçük harfle başlar: Ay,Dünya’nın uydusudur. Siz, Dünya’nın Ay’a ve Güneş’e olan uzaklığını biliyor musunuz? Daha dünyalar kadar işim var.(terimlikten çıkmış) Pencereden içeriye güneş giriyordu.(terimlikten çıkmış ,güneş ışığı anlamında) 9)TARİHLERİN YAZIMI Gün ve yıl sayıları rakamla ;ay, hem rakamla hem de yazıyla gösterilebilir: *21 Mart 1978 *25.11.1930 *11.X.2000 *18/01/1919 NOT: Tarih bildiren sayılardan sonra gelen ekler,kesme işaretiyle ayrılır. *19 Mayıs 1919’da *18.12.1933’te 10)BİRLEŞİK SÖZCÜKLERİN YAZIMI İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklere birleşik sözcük denir. Birleşik sözcüklerden bazıları bitişik yazılırken bazıları da ayrı yazılır.Bir birleşik sözcüğün bitişik yazılması için şu özellikleri taşıması gerekir: a)Anlam Kaymasıyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Hanımeli, Kabakulak,Suçiçeği,Kuşpalazı, b)Ses Değişikliği Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Sütlaç,Kaynana,Cumartesi,Nasıl,Niçin,Zannetmek,Hissetmek,Emretmek,Sabretmek, Kaybolmak,Kahrolmak,reddetmek c)Tür Değişmesi Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Gecekondu,Biçerdöver,Bilirkişi,Dedikodu,Ateşkes d)Kurallı Birleşik Fiiller Bitişik Yazılır: *Yapıverdi,Alıverdi,Öpüver,Koşuver (Tezlik birleşik fiili) *Yapabildi,Yürüyebiliyor,Çalışabilmiş (Yeterlilik birleşik fiili) *Bakakaldı,Süregelmiştir,Koşadursun (Süreklilik birleşik fiili) *Düşeyazdı,Öleyazdı(Yaklaşma birleşik fiili) Not: Etmek, olmak yardımcı eylemleri önündeki isimle birleşirken önündeki isimde bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa bitişik, yoksa ayrı yazılır: Hissetmek ,Reddetmek,Emretmek, Terk etmek,Hasta olmak,Ayırt etmek… 11)İKİLEMELERİN YAZIMI İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına herhangi bir noktalama işareti konmaz. Beni er geç anlayacaksın. Sen de doğru dürüst bir iş bulamadın gitti. Beni görüce koşa koşa yanıma geldi. 12)BÜYÜK HARFLERİN KULLANILDIĞI YERLER A)Her cümle büyük harfle başlar: Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlatmaktır. Yazdığım bütün şiirler,sana başlayan bir kitap için önsöz. Aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır. B)Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar: *Türk Dilinin Korunması *Aile Eğitiminin Önemi
C)Bütün özel adlar büyük harfle başlar.Özel adların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir: 1.Kişi ad ve soyadları: *Faruk Nafiz Çamlıbel *Halit Ziya Uşaklıgil 2.Hayvanlara verilen adlar: *Sobanın başında uyuyan Pamuk mu? *Bugün Boncuk keyifsiz gibi. 3.Ulus,mezhep,tarikat din adları: *Biz İslamiyet’i 10. yüzyılda kabul ettik. *Anadolu’da kurulan tarikatlardan biri de Aleviliktir. 4.Ülke adları: *Türkiye ile Yunanistan ilişkileri eskisine göre şimdi daha iyi. 5.Bulvar,sokak,mahalle adları: *Biz Turgut Özal Bulvarı’nda oturuyoruz. *Mimar Sinan Mahallesi’ne yeni bir okul yapılıyor. 6.Kıta,bölge,dağ ,ova,deniz,göl,ırmak…adları: Dağ,ova,deniz,göl,ırmak adları eğer kendinden önceki özel isme dahilse büyük harfle başlar,dahil değilse küçük harfle başlar. *Konya Ovası Türkiye’nin buğday ambarıdır. Yukarıdaki cümlede ‘ova’ sözcüğü özel isme dahil olduğu için yani ikisi bir olup bir yeri karşıladığı için büyük harfle başlar.Eğer ‘ova’ sözcüğünü çıkarıp sadece Konya dersek aklımıza Konya Ovası değil, Konya şehri gelecektir. *Toros dağları Akdeniz’dedir. Yukarıdaki cümlede ‘dağ’ sözcüğü özel isme (Toros) dahil olmadığı için küçük yazılır. Özel ismin önündeki dağ sözcüğünü çıkarttığımızda Torosların tek başına yer adını karşıladığını görürüz.Öyleyse ‘dağ’ sözcüğü özel isme dahil değildir ve küçük harfle başlatılmalıdır. *Siz Tuz Gölü’nü hiç gördünüz mü? Yukarıdaki cümlede ‘göl’ sözcüğü büyük harfle başlamalıdır;çünkü ‘göl’ sözcüğü özel isme dahildir.Göl sözcüğünü cümleden çıkartıp tek başına ‘tuz’ dediğimizde yine tek başına kast edilen yeri karşılamadığını görüyoruz.Öyleyse buradaki göl sözcüğü özel isme dahildir ve büyük harfle başlatılmalıdır.Aşağıdaki örnekleri de bu mantık çerçevesinde inceleyiniz. *Meriç nehri *Alp dağları *Van Gölü *Ağrı Dağı *Çanakkale Boğazı 7.Kurum,kuruluş,örgüt,parti,dernek adları: *Sosyal Sigortalar Kurumu bugün zor durumdadır. *Cumhuriyet Halk Partisi ,Atatürk tarafından kurulmuştur. 8.Yapı,yapıt,kitap,dergi,gazete adları: *Ben Topkapı Sarayı’nı görmeyi çok isterdim. *Sizlere Küçük Ağa’yı ve Çalıkuşu’nu okumanızı tavsiye ediyorum. *Geçenlerde bu makalem Türk Dili’nde de yayımlandı. NOT: Özel ada dahil olmayan gazete ve dergi adları büyük harfle başlamaz: *Dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudun mu? *Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı. *Dergah dergisinde yayımlanan Kırık Aynalar adlı öyküyü okuduktan sonra öyküyü sever oldum. 9.Unvanlar,takma adlar:Lakaplar, unvanlar büyük harfle başlar. *Tarık Buğra eserinde Çolak Salih’in fiziki betimlemesini çok güzel yapar. *Ahmet Mithat Efendi adeta bir yazı makinesidir. *Ahmet Bey içeride mi? *Sultan Hanım da mı yok? *Dün Doktor Ahmet Bey bizdeydi. *Ahmet doktor olmak istiyormuş. NOT: Akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle başlar. *Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla! *Yarın Ayşe teyzem gelecek. Ancak akrabalık bildiren sözcük kişinin lakabı olmuşsa büyük harfle başlatılmalıdır. *Burada ona herkes Nene Hatun derdi. 10.Dil adları: *Türkçeye,Arapça ve Farsçadan pek çok kelime girmiştir. 11.Din ve mitoloji kavramları: *Tanrı,Allah,Cebrail,Zeus … NOT: Tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlatılır. *Yunanlılar da tanrılarına kurban sunarmış. Bazı dini kavramlar gelenekselleşmiş olarak küçük harfle başlar:cennet,cehennem,sırat köprüsü… 12.Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar:
*Kurban Bayramı *Ramazan Bayramı *Cumhuriyet Bayramı…. 13)SATIR SONUNDA KELİMLERİN BÖLÜNMESİ Türkçede satır sonuna sığmayan kelimeler bölünebilir;fakat heceler bölünemez. ………………………………………………………………………………………………gel- iyorum (yanlış) ………………………………………………………………………………………………..ge- liyorum (doğru) Birleşik kelimeler satır sonunda bölünürken tek bir sözcükmüş gibi hecelere ayrılır. ………………………………………………………………………………………………baş- öğretmen (yanlış) ………………………………………………………………………………………………..ba- şöğretmen (doğru) ……………………………………………………………………………………………….ilk- okul (yanlış) ………………………………………………………………………………………………...il- kokul (doğru) ……………………………………………………………………………………........Durmuş- oğlu (yanlış) …………………………………………………………………………………………..Durmu- şoğlu (doğru) Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz. ………………………………………………………………………………………..………..a- raba (yanlış) ...…………………………………………………………………………………………….ara- ba (doğru) .…………………………………………………………………………………………….niha- i (yanlış) ………………………………………………………………………………………………..ni- hai (doğru) Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır;ayrıca kısa çizgi kullanılmaz. ………………………………………………………………………………………….Edirne’- nin (yanlış) …………………………………………………………………………………………...Edirne’ nin (doğru) ……………………………………………………………………………………………2005’- te (yanlış) ...…………………………………………………………………………………………..2005’ te (doğru) 14)SES OLAYLARIYLA İLGİLİ YAZIM KURALLARI a)Ünsüz değişimi (yumuşaması) yazıya yansıtılır;ancak özel isimlerin yumuşaması yazıya yansıtılmaz. *Kitapı (yanlış) kitabı (doğru) *Mehmed’in (yanlış) Mehmet’in (doğru) b)Sert ünsüzlerin benzeşmesi yazıya yansıtılır. *Dolapda (yanlış) dolapta (doğru) *2005’de (yanlış) 2005’te (doğru) c)Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi(iç ses benzeşmesi) yazıda gösterilmelidir. *Perşenbe (yanlış) Perşembe(doğru) *penbe (yanlış) pembe (doğru) *Tenbel (yanlış) tembel (doğru) *çenber (yanlış) çember (doğru) Ancak kimi özel isimlerde ve birleşik sözcüklerde n’li yazılış doğrudur. *Saframbolu (yanlış) Safranbolu (doğru) *ombaşı (yanlış) onbaşı(doğru) d)Ünlü düşmesi yazıda gösterilir. *ağızı (yanlış) ağzı (doğru) *sabır et (yanlış) sabret (doğru) e) ‘y’ kaynaştırma ünsüzünden kaynaklanan söyleyişteki daralma yazıya yansıtılmaz. *Sevmiyecekmiş (yanlış) sevmeyecekmiş (doğru) *yaşıyan (yanlış) yaşayan (doğru) f)Söyleyişte bazı sözcüklerde yer değiştirme (göçüşme,metatez) olur;ancak bunlar yazıya yansıtılmamalıdır. *yanlız (yanlış) yalnız (doğru) *yalnış (yanlış) yanlış (doğru) *kiprik (yanlış) kirpik (doğru) *kirbit (yanlış) kibrit (doğru)
NOKTALAMA İŞARETLERİ Yazıda karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, cümlenin yapısını ve duraklama yerlerini belirlemek, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek için kullanılan işaretlere noktalana işaretleri denir. NOKTA -Hüküm, yargı bildiren, tamamlanmış cümlelerin sonuna konur: Türk’üm. Okul açıldı. “Artık ana dili büsbütün işitilmez olmuştu. Hasan, köşeye büzüldü; bir şeyler soran olsa da susuyordu, yanakları pençe pençe, al al olarak susuyordu. Portakal bahçelerine dalmış, göğsünde bir katılık, gırtlağında lokmasını yutamamış gibi bir sert düğüm, daima susuyordu.” (Eskici; Refik Halit Karay) -Bazı kısaltmaların sonuna konur: Prof., Doç., Dr., İst., s., vb., Cad., Sok., Alm., Ar., Far., Fr., İng. Nokta kullanılmayan kısaltmalar: TBMM, TDK, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (sekizi de yön), m, cm, g, kg, l, C, Fe -Sayılardan sonra sıra belirtmek için “–ncİ” ekinin yerine kullanılır: 50. yıl kutlamaları, Cumhuriyet’in 75. yılı, yılın 365. günü IV., II. Mehmet, XV. yüzyıl -Üçlü gruplara ayrılan sayılar arasına konur: 12.584.000, 325.355.254 -Tarihlerde gün, ay ve yıl rakamlarının arasına konur. 05.02.1972, 119.12.1996, 29.X.1923 -Ay adları harfle yazılırsa nokta kullanılmaz: 29 Ekim 1923 -Saat bildiren sayılarda saat ile dakika arasına konur: 08.30, 14.40, 23.58, 00.20[3] -Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra konur: I. II. A. B. 1. 2. a. b. i. ii. -Bibliyografyada her künyenin sonuna konur: Agâh Sırrı Levent, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960. - Matematikte çarpı işareti yerine konur:4.5=20 VİRGÜL 1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur: Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (Halide Edip Adıvar) Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller (Faruk Nafiz Çamlıbel) Zindana atılan mahkûmlar gibi titreşerek, haykırarak geri geri kaçmaya uğraşıyorduk. (Hüseyin Rahmi Gürpınar) 2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş. Umduk, bekledik, düşündük. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (Falih Rıfkı Atay) 3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur: Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk) 4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur: Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) 5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur: Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım. (Mustafa Kemal Atatürk) 6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur: Akşam, yine akşam, yine akşam, Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim) Kopar sonbahar tellerinden Derinden, derinden, derinden Biten yazla başlar keder musikisi (Yahya Kemal Beyatlı) 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerinden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi. Şehirde ilk önce hükûmet doktoruyla karşılaştım. – Bugünlerde başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, dedi. (Reşat Nuri Güntekin) 8. Konuşma çizgisinden önce konur: Bahçe kapısını açtı. Sermet Bey’e, – Bu anahtar köşkü de açar, dedi. (Ömer Seyfettin) 9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz. Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı) 10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır: Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil) Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin) 11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur: Efendiler, bilirsiniz ki hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Mustafa Kemal Atatürk) Sayın Başkan, Sevgili Kardeşim, Değerli Arkadaşım, 12. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam, yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş). 13. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basımevi vb. maddelerden sonra konur: Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1938. Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur: Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara, 1958. UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz: Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa) Ben Atatürk'le üç veya iki defa karşılaştım. (Burhan Felek) Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI: Metin içinde tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz: Hem gider hem ağlar. Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli. (Atasözü) Gerek nesirde gerek nazımda yeni bir söyleyişe ulaşılmıştır. Siz ister inanın ister inanmayın, bir gün bile durmam. Ne kız verir ne dünürü küstürür. UYARI: Cümlede pekiştirme ve bağlama görevinde kullanılan da / de bağlacından sonra virgül konmaz: İmlamız, lisanımız düzelince lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı) UYARI: Metin içinde -ınca / -ince anlamında zarf-fiil görevinde kullanılan mı / mi ekinden sonra virgül konmaz: Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. (Orhan Kemal ) Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın. (Attila İlhan) UYARI: Şart ekinden sonra virgül konmaz: Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı. (Reşat Nuri Güntekin) Gör gözlerinle de aklın yatarsa anlatıver millete. (Tarık Buğra) UYARI: Metin içinde zarf-fiil ekleriyle oluşturulmuş kelimelerden sonra virgül konmaz: Cumaları bahçede buluştukça kıza kendisinin adi bir mektep talebesi olmadığını anlatmaya çalışıyordu. (Halide Edip Adıvar) Şimdiye dek, ben kendimi bildim bileli kimse Değirmenoluk köyünden kaçıp da başka köyde çobanlık, yanaşmalık etmedi. (Yaşar Kemal) Meydanlığa varmadan bir iki defa İsmail kendisini gördü mü diye kahveye baktı. (Necati Cumalı) Ancak yemekte bir karara varıp arkadaşına dikkatli dikkatli bakarak konuştu. (Samim Kocagöz) NOKTALI VİRGÜL -Aralarında şekil ve anlamca ilişki bulunan, birbirine bağlaçsız bağlanan ve aralarındaki duraklama kısa olan cümlelerin arasına konur: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür şan kalır. (Bu cümlelerin arasına nokta konabilirdi, ama duraklama kısa olduğu için noktalı virgül konmuş.) Gitmemiz gerekiyor; bekleyenler var. (çünkü) Okumuş bir kadın değil, ama anlayışlı; çok genç değil, ama güzel... (bununla birlikte) Karşısında, bir şezlonga uzanmış esmer, güzel bir kız, siyah maroken kaplı bir kitap okuyor; pencereden, çiçek, kır kokuları; deniz, dalga fısıltıları getiren tatlı bir nisan rüzgârı giriyordu. (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) (bu esnada; ve) -İki cümleyi birbirine bağlayan “ama, fakat, lâkin, yalnız, ancak, ne var ki, ne yazık ki, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, bununla birlikte” gibi bağlaçlardan önce konur: Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (YKB) Olanları anladım; ama iş işten geçmişti. Çok söylüyorum, fakat söz dinlemiyor. Bir aralık evden savuşmak da aklına geldi; ama, faydasız buldu. İnsan yalanı bilmeyerek okur; ama, yalan olduğunu bildikten sonra gene okumak ister mi? *Sıralı cümleler arasına giren bu bağlaçlardan önce nokta, virgül ya da noktalı virgül koyup koymamak yazara göre değişebilen bir üslûp meselesidir. -Virgüllerle ayrılmış tür veya takımları, farkı bölümleri ve örnekleri birbirinden ayırmada kullanılır: Murat, Yavuz ve Kâzım bir grup; Ahmet, Metin ve Mehmet de bir grup olsunlar. Erkek çocuklarına Doğan, Tuğrul, Aslan; kız çocuklarına ise İnci, Çiçek, Gönül adlarını verirler. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için kullanılır: kavun, karpuz, kelek; lâhana, pırasa, ıspanak; bisküvi, kraker, çikolata... -Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için bu sıralı cümleler konur. Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var ne giden. İster inan, ister inanma; aynen dediğim gibi oldu. İş işten geçti; artık gelsen de olur, gelmesen de... -İçerisinde birden fazla virgül kullanılmış cümlelerde öznenin kendinden hemen sonra gelen öğelere karışmamasını sağlamak için kullanılır: Faruk; Kenan, Hulusi ve Mustafa ile yaşıt sayılır. Cümle içerisindeki açıklamalardan önce kullanılır: Akşama dek hiç durmaksızın çalışmıştı; çok yorgundu. İKİ NOKTA -Açıklama yapılacak yerlerde kullanılır: bestesiz:bestesi olmayan. sıfat: İsimlerden önce gelerek onların nitelik ve niceliklerini bildiren kelimeler. Kelimeler genel olarak ikiye ayrılır: İsimler ve fiiller. Bu işin en sağlam yolu şudur: Bildiğinden şaşmamak. Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü. Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerinden Hayrullah. -Bir cümleden sonra alıntı bir cümle geliyorsa veya bir söz naklediliyorsa iki nokta kullanılır: Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?” O, başarının sırrını tek kelimeyle açıklar: Azim -Kendisinden sonra örnek verilecek cümlelerin sonuna konur. Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bazıları şunlardır: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem... -Karşılıklı konuşmalarda kimin konuşacağı belirtildikten sonra iki nokta konur: -Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda? Ziraatçi sayar: -Yulaf, pancar, nohut, mercimek... Bilge Kağan: Türklerim işitin! Üstten gök çökmedikçe alttan yer delinmedikçe ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin? Koro: Göğe erer başımız başınla senin! -Kütüphanecilikte yazar ve eser adı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz -Ses biliminde uzun okunması gereken ünlüden sonra kullanılır: a:ile, ceva:hir, di:nen, ka:til, i:cat... -Matematikte bölme işareti yerine kullanılır: 45:3=15 İki noktadan sonra bağımsız bir cümle geliyorsa bu cümle büyük harfle başlar; art arda örnekler sıralanıyorsa ilk örnek küçük harfle başlar: Tam kapıdan çıkmak üzereyken sordu: Akşam erken gelecek misin? İnceleyeceğiniz kelimeler şunlar: gelmek, nakletmek, gidedurmak. İnsan üç şeye benzer: ağaca, suya ve rüzgâra *İki nokta kullanılmış cümleler bazen aynı kelimeler kullanılarak ama iki nokta kullanılmadan da kurulabilir: Çocuk merakla sordu: “Bana ne getirdin?” ›Çocuk merakla, bana ne getirdin, diye sordu vb. -Genel Ağ adreslerinde kullanılır: http://www.edebikalem.com
ÜÇ NOKTA -Art arda örneklerin sıralandığı cümlelerde benzer örneklerin sürdürülebileceğini ifade etmek için cümle sonunda kullanılır. Bu amaçla cümle sonunda kullanılabileceği gibi cümle içinde de kullanılabilir: Fiillerin bazıları isimlerden türemiştir: başlamak, suçlamak, incelmek, çoğalmak... Güneşli fırtınalar, renk renk çiçekler... ve başka insanlarla birlikte yeni bir hayata hazırlanıyordu. -Bitmemiş veya bitirilmemiş cümlelerin sonun konur. Bazılarında okuyucunun cümleyi zihninde tamamlaması beklenir: Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! Onu bir defacık görebilmek için nelere katlanmazdım ki... Kar, yılın ilk karı... Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle! El elin eşeğini elbette türkü söyleyerek arar. Hele eşek zorla aranıyorsa. Üstelik Subaşınınsa.... Trenin pencerelerinde gülümseyen kadınlar, el sallayan çocuklar... Keskin bir tren düdüğü... Trenin birdenbire salıverdiği yoğun bir buhar... her şey bir su katmanının altında yok oluverdi birden. Sonra genzi yakan o bildik kömür kokusu... -Söylenmek, belirtilmek istenmeyen ve kaba sayılan, söylenmesi ahlâken çirkin görülen kelimelerin yerine konur: Olaya ... Bey’in oğlunun da adı karışmış. Haberi ...’dan dinledim. Toplantıya gelenler arasında ... var mıydı? Kılavuzu karga olanın burnu b....tan çıkmaz. Yerden topladığı ...ları onun arkasından fırlattı. ... adam, yine her yeri dağıtmış. B....., 7 Nisan (burada yer adı gizlenmiş) -Herhangi bir metinden alınan cümlenin öncesi ve sonrası olduğunu, aralarda da alınmayan kısımlar olduğunu belirtmek için kullanılır: “...Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler... Ah hele kırmızı feraceler... Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı...” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) *Bu görevdeki üç nokta yay ayraç içerisinde de konabilir. -Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur: Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar: - Koca Ali... Koca Ali, be’ (Diyet) -Karşılıklı konuşmalarda yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır: -Yabancı yok! -Kimsin! -Ali... -Hangi Ali? -... -Sen misin, Ali usta? -Benim. -Ne arıyorsun bu vakit buralarda? -Hiç... -Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa? -!... (Diyet) SORU İŞARETİ -Soru anlamı taşıyan cümle ve kelimelerden sonra kullanılır: Hangi elbiseyi beğendiniz? Benimle alış verişe kim gelecek? Soruları cevapladınız mı? Nasıl bir kitap aramıştınız? Evimizi, eşyalarımızı nasıl buldunuz? Nerede ? Kim? Nasıl? Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? -Cevabı zaten içinde olan soru cümlelerinde de soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı? Yoksa bu sözümde yalan var mı? -İçinde soru kelimeleri veya soru eki bulunan ama anlamca soru cümlesi olmayan cümlelerde soru işareti kullanılmaz: Kaça aldım, şimdi hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil) Yapar mı yapmaz mı bilmem. (soru kelimesi nesneye dahil) Bu olayı bize ne zaman anlatmıştı, hatırlamıyorum. (soru kelimesi nesneye dahil) -Bazı cümleler de soru kelimesi barındırmadığı hâlde soru cümlesidir. Bunlar soru işareti ile biter. Bu cümlelerin soru anlamı vurgu ve tonlama ile belirtilir: Yaşınız? Sen alacaktın? Gördün? -Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde kullanılır: Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzuli... -Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri: ?), ( ?-1120) UYARI : mı / mi eki -ınca / -ince anlamında zarf-fiil işleviyle kullanıldığında soru işareti konmaz: Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz. Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı. (Haldun Taner) UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur: Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı? Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı) Soru eki soru anlamı katmıyorsa, zaman anlamı katıyorsa soru işareti de kullanılmaz? Akşam oldu mu sıla özlemi depreşir gurbetçilerde. Hele bir de karların eriyip sularının akması yok mu... KESME İŞARETİ 1. Aşağıda sıralanan özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır: a. Kişi adları, soyadları ve takma adlar: Atatürk’üm, Fatih Sultan Mehmet’e, Muhibbi’nin, Gül Baba’ya, Sultan Ana’nın, Yurdakul’dan, Kâzım Karabekir’i, Yunus Emre’yi, Ziya Gökalp’tan, Refik Halit Karay’mış, Ahmet Cevat Emre’dir, Namık Kemal’se. UYARI : Sonunda p, ç, t, k ünsüzlerinden biri bulunan Ahmet, Çelik, Çiçek, Halit, Mehmet, Mesut, Murat, Özbek, Recep, Yiğit, Bosna-Hersek, Gaziantep, Kerkük, Sinop, Tokat, Zonguldak gibi özel adlara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde kesme işaretine rağmen Ahmedi, Çeliği, Çiçeği, Halidi, Mehmedi, Mesudu, Muradı, Özbeği, Recebi, Yiğidi, Bosna-Herseği, Gaziantebi, Kerküğü, Sinobu, Tokadı, Zonguldağı biçiminde son ses yumuşatılarak söylenir. UYARI: Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?-1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin. Ancak cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur: İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir. UYARI : Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. b. Millet, boy, oymak adları: Türk’üm, Alman’sınız, İngiliz’den, Rus’muş, Oğuz’un, Kazak’a, Kırgız’ım, Özbek’e, Karakeçili’nin, Hacımusalı’ya. c. Devlet adları: Türkiye Cumhuriyeti’ni, Osmanlı Devleti’ndeki, Amerika Birleşik Devletleri’ne, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden. ç. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar: Allah’ın, Tanrı’ya, Cebrail’den, Zeus’u. d. Kıta, deniz, nehir, göl, dağ, boğaz, geçit, yayla; ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, bulvar, cadde, sokak vb. coğrafyayla ilgili yer adları: Asya’nın, Marmara Denizi’nden, Akdeniz’i, Meriç Nehri’ne, Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’nın, Çanakkale Boğazı’nın, Zigana Geçidi’nden, Uzunyayla’ya, Türkiye’dir, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’ya, Ankara’ymış, Sungurlu’ya, Ziya Gökalp Bulvarı’ndan, Yıldız Mahallesi’ne, Taksim Meydanı’ndan, Reşat Nuri Sokağı’na. UYARI: Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan. e. Gök bilimiyle ilgili adlar: Jüpiter’den, Venüs’ü, Halley’in, Merih’e, Büyükayı’da, Yedikardeş’ten, Samanyolu’nda. f. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. adları: Dolmabahçe Sarayı’nın, Çankaya Köşkü’ne, Sait Halim Paşa Yalısı’ndan, Ankara Kalesi’nden, Horozlu Han’ın, Galata Köprüsü’nün, Bilge Kağan Abidesi’nde, Çanakkale Şehitleri Anıtı’na. g. Kitap, dergi, gazete ve sanat eseri (tablo, heykel, müzik vb.) adları: Nutuk’ta, Safahat’tan, Kiralık Konak’ta, Sinekli Bakkal’ı, Hürriyet’te, Resmî Gazete’de, Onuncu Yıl Marşı’nı, Yunus Emre Oratoryosu’nu, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü. ğ. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelge adları: Millî Eğitim Temel Kanunu’na, Medeni Kanun’un, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü’nde, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği’nin. UYARI: Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır: Bu Kanun’un 17. maddesinin c bendi... Yukarıda adı geçen Yönetmelik’in 2’nci maddesine göre... vb. h. Hayvanlara verilen özel adlar: Sarıkız’ın, Karabaş’a, Pamuk’u, Minnoş’tan. UYARI: Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Mavi Köşe Bakkaliyesinden, Gimanın. UYARI : Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan, Atatürkçülüğün. 2. Kişi adlarından sonra gelen saygı sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur:
Nihat Bey’e, Ayşe Hanım’dan, Mahmut Efendi’ye, Enver Paşa’ya vb. UYARI: Unvanlardan sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Cumhurbaşkanınca, Başbakanca, Türk Dil Kurumu Başkanına göre vb. 3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye. UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, Alm.dan, İng.yi; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten). 4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur:
1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik. 1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Mustafa Kemal Atatürk) 5. Şiirde seslerin ölçü dolayısıyla düştüğünü göstermek için kesme işareti kullanılır: Bir ok attım karlı dağın ardına Düştü n'ola sevdiğimin yurduna İl yanmazken ben yanarım derdine Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan) 6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: a'dan z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçede -lık'la yapılmış sözler. UYARI: Akım, çağ ve dönem adlarından sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına. TIRNAK İŞARETİ -Başka birinin yazısından veya sözünden, hiç değiştirilmeden yapılan aktarmalar tırnak içinde gösterilir. Alıntı cümle(ler), büyük harfle başlar, noktayla biter. Alıntı cümleye ait olan noktalama işaretleri tırnağın içinde kalır. Asıl cümle de daha bitmediği için küçük harfle devam eder: Yaşlı kadın, “Yetişin!” diye bağırdı. Şinasi, Halil Bey'e biraz rahatlık vermiş gibiydi. “Yatsam, acaba uyuyabilir miyim?” diye düşündü, yatıp da uyuyamamaktan korktu; ama korktuğu başına gelmedi. Sabaha kadar yattı, hem de uyudu. (Memduh Şevket Esendal, Saide) Genç, esmer kız, yeni neslin son Türk kadınlarının o asla tatmin edilemeyecek olan ebedî kederiyle bulutlanan siyah gözlerini kitabından ayırmayarak, "Okuyorum büyükanneciğim." dedi. (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler) Aşağıdaki cümlelerin hangisi “İlkbahar en güzel mevsimdir.” cümlesiyle yüklemin türü bakımından benzerlik gösterir? -Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır: “Küçük salonun fes renginde, kalın, ağır perdeli penceresinden dışarı, muhteşem, parlak bir suluboya levhası gibi görünüyordu. Saf mavi bir sema... Çiçekli ağaçlar... Uyur gibi sessiz duran deniz... Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altında dağlar, korular, beyaz yalılar...” “Birden, üç dişi kalan buruşuk ağzını açtı. Esnedi. Bir mumya uzvu kadar sararmış, katılaşmış elini başına götürdü. Kahve rengindeki yemenisinin altında daha beyaz görünen saçlarına dokundu. Bir an düşündü.” (Ömer Seyfettin; Bahar ve Kelebekler) -Cümle içinde özellikle belirtilmek istenen kelimelerden ve sözler tırnak içine alınır. Bazen tırnak işareti kullanmak yerine bu kelimeler koyu harflerle veya altı çizilerek de yazılabilir. Bunlar cümle değillerse küçük harfle başlarlar: Birçoğu “edebiyat” kavramını yeni öğreniyordu. Uzaklık ifade etmek için “ta” kullanılır. Birçoğu edebiyat kavramını yeni öğreniyordu. Uzaklık ifade etmek için ta kullanılır. -Kitap isimleri ve yazı başlıkları yazıda tırnak içinde gösterilir. Bunlardan sonra kesme işareti kullanılmaz; çünkü tırnak işareti aynı zamanda kesme işaretinin görevini de üstlenir: Tanpınar’ın tek denemesi,”Beş Şehir”dir. Faruk Nafiz, “Han Duvarları”nda, Anadolu coğrafyasını ve insanını en güzel şekilde anlatmıştır. TEK TIRNAK İŞARETİ -Doğrudan yapılan ve tırnak işareti ( “ ” ) içinde gösterilen sözlerin içinde başka bir alıntı söz daha varsa bu da tek tırnak işareti ( ‘ ’ ) içinde verilir: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okumaya başladı. “Atatürk henüz ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa’ idi. Benden ona dair bir kitap için ön söz istemişlerdi.” (Falih Rıfkı Atay) Hasan: “Yolda Yücel’i gördüm, ‘Yarın sizin sınıfla maç yapalım.’ dedi” Annesi kıza, “Kardeşini parka götür. Baban niçin geciktiğinizi sorarsa ‘Annem göndermedi’ dersin.” diye seslendi. Edebiyat öğretmeni, “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı? dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okudu. -Tek tırnak bir de dil yazılarında örnek olarak verilen kelimelerin anlamlarını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları’nda geçen bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, tüketi ‘tamamen’ gibi kelimeler artık kullanılmamaktadır. PARANTEZ İŞARETİ -Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgisi olmayan, yazının ve sözün aslında olmayıp, sonradan eklenmiş olan açıklayıcı kelimeleri ve söz gruplarını göstermek için kullanılır: O tarihte (1980) henüz sen yoktun. Türk edebiyatının üç kolu da (halk edebiyatı, divan edebiyatı, yeni Türk edebiyatı) büyük farklılıklar gösterir. Sanatçının bu eseri hatıra (Anı demek daha doğru olur.) türünün en iyi örneklerindendir. Türkçede bazı ekler (-yor, -ken, -leyin, -mtırak, -ki) büyük ünlü uyumu kuralına aykırıdır. -Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapatıldıklarn sonra yazılır: Yunus Emre (1240?-1320)’nin *“yani” ile yapılan açıklamalar yay ayraç içine alınmaz. Babasından, yani okumasında büyük emeği geçen insandan daha ne isteyebilirdi ki? -Sözün söylendiği anda olup biteni, konuşanın hareketlerini ve durumunu belirtmek için kullanılır. Özellikle tiyatro eserlerinde çokça kullanılır: İhtiyar __ (Yerinden doğrulur.) Şimdi ne olacak? Kaymakam__(hiddetle) Ne olacak baba...Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış... -Alıntıların yapıldığı eser ve yazar adı yay ayraç içinde verilir: Asıl konuşan Hasan'dı, altı aydan beri susan Hasan... Durmadan, dinlenmeden, nefes almadan, yanakları sevincinden pembe pembe, dudakları titreyerek taze, gevrek, billûr sesiyle biteviye konuşuyordu. Aklına ne gelirse söylüyordu. Eskici hem çalışıyor, hem de, ara sıra "Ha! Ya? Öyle mi?" gibi dinlediğini bildiren sözlerle onu söyletiyordu; artık erişemeyeceği yurdunun bir deresini, bir rüzgârını, bir türküsünü dinliyormuş gibi hem zevkli, hem yaslı dinliyordu; geçmiş günleri, kaybettiği yerleri düşünerek benliği sarsıla sarsıla dinliyordu. (Refik Halit Kara, Eskici) Herhangi bir metinden alınan cümlenin öncesi ve sonrası olduğunu, aralarda da alınmayan kısımlar olduğunu belirtmek için üç noktayla birlikte kullanılabilir “(...) Annelerinin esvaplarını kızlar giyer, büyükannelerinin mücevherlerini torunlar takardı. Sırmalı çedik pabuçlar, kırmızı feraceler... Ah hele kırmızı feraceler... Baharın yeşil çimenleri üzerinde, seyir yerlerinde kadınlar tıpkı birer gelincik çiçeği gibi parlarlardı. (...)” (Bahar ve Kelebekler; Ömer Seyfettin) -Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda soru işaretiyle birlikte yay ayraç kullanılır: Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş. 1496 (?) yılında doğan Fuzuli... -Söze alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katmak için Ünlem işaretiyle birlikte kullanılır: İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş. Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var. Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!). -Yabancı kelimelerin okunuşları parantez içinde verilir:
Rousseau (Ruso) Fransız edebiyatında romantizmin önemli temsilcilerinden biridir. İngiltere'de Lord Byron (Lord Bayron), Shelley (Şelli) ve Shakespeare (Şekspir) romantizmin kaynağı sayılırlar. ÜNLEM İŞARETİ -İçinde ünlem ifadesi (haykırış, sevinç, kıvanç, üzüntü, acı, korku, hayret, ürperti, heyecan, nefret vb ani coşkunluklar) bulunan ve seslenme, hitap ve uyarı bildiren cümlelerden ve kelimelerden sonra gelir: Komşular! Babacığım! Hemşehrilerim! Tanrım! Yazık sana! Aşkolsun! Hey baksana! Ey Türk gençliği! Hey! Biraz bakar mısın? Hişt! Buraya gel! Şşt! Sus bakayım! Ee, yeter artık! Aa! Bu da ne? Ah, ne yaptım! Eh! Fena değil. Ay, elim! Gitme ha! Hah, şimdi oldu! Hay Allah! Vah zavallı! Vay sersem! Aman dikkat! İmdat! Boğuluyorum! Simitçi! Çok ilginç! Ne kadar güzel! Çabuk eve git! Ne olur yardım et! Çık dışarı! Güm! Miyav! Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! Ne mutlu Türküm diyene! Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın Bu toprak bir devrin battığı yerdir. Kar, yılın ilk karı... Belliydi yağacağı. Kaç gündür neydi o soğuklar öyle! Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa duşmuş, asker! Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Zamanla nasıl değişiyor insan! Gökyüzünün başka rengi de varmış! -Ünlem işareti, ünlem ifadesinden hemen sonra kullanılabileceği gibi cümlenin sonunda da kullanılabilir: Eyvah, geç kaldım! Eyvah! Geç kaldım! -Parantez içinde kullanılan ünlem işareti alay etme, hafife alma, küçümseme, inanmama, kinaye anlamları katar: İsteseymiş bu kitabı bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş. Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor. Enflasyonun nasıl düşeceğini bilmeyen ekonomi bilginlerimiz (!) var. Gençliğinde 100 metreyi 10 saniyede koşarmış (!). KISA ÇİZGİ -Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kullanılır. Bu görevde kullanılınca birleştirme çizgisi denir.: O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses- sizce, titreye titreye ağlıyor. Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır. ......................................................................................................................... ba- şöğretmen Atatürk ............................................................................................ il- kokuldayken ........................................................................................Karaosma- noğlu’nun...................................................................................... Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır: ............................................................................................................................a-
rabayla ..............................................................................................................u- çurtmamızın .................................................................................................cami- i .....................................................................................................................niha- î................................................
Doğruları şöyle olacaktır: ........................................................................................................................ara- bayla ...........................................................................................................uçurt- mamızın ...........................................................................................................ca- mii .....................................................................................................................ni- haî................................................ Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz: ................................................................................................ Geçen yıl Ankara’ daki akrabalarımıza ....................................................................................1996’ da ................................................. Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez. ......................................................................................................................meş’-
aleyi değil .........................................................meş’a- leyi olacak ........................................................... kur’- adan değil ..........................................................kur’a- dan. olacak “de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz: ......................................................................................................... önünde kitap da yoktu ................................................................................................... gördüm ki söylüyorum ........................................................................................ geçen yıl mı kazanmış? *Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.
-Cümle içindeki arasöz ve ara cümlelerin başına ve sonuna konur: Bütün bebekler –Zeynep hariç- çoktan uykuya dalmışlardı. Sizinle ilgili her şeyi –gördüğüm ve bildiğim her şeyi- mutlaka yazacağım. Bu çocuk –sizi temin ederim ki- ilerde büyük adam olacak. -Bir olayın başlangıç ve bitiş tarihleri arasına konur: İkinci dünya savaşı (1939-1945) tam altı yıl sürmüştür. 09.30-10.30 -Bazı terimlerle kuruluş adlarında kullanılır: isim-fiil, zarf-fiil, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi... -Birbiriyle ilgi kurulan iki isim arasında kullanılır: Türk-Yunan ilişkileri. Sivas-Ankara arası trenle yüz yıldır 12 saatte gidiliyor. Türkçe-Fransızca sözlük Ural-Altay dil grubu Beşiktaş-Fenerbahçe karşılaşması Soy-dil-din üçgeni... 2000-2001 öğretim yılı... -Rakamlar arasında kullanılarak ila anlamı verir: 3-4 kişi 19-20 yaşlarında 1-7 Aralık 2000 tarihleri arasında -Matematikte çıkartma işareti olarak kullanılır: 458-54=404 -Adreslerde semt ile şehir ismi arasına konur: Demirlibahçe-ANKARA -Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini ifade etmede, kelimeleri eklerine ayırmada, ekleri tek başına göstermede ve kelimeleri hecelemede kullanılır: oku-, yaz-, gönder-, sevindir-; yaz-dı-k, yol-cu-luk, -de, -i, -ki, ge-le-bi-li-rim -Bazı yabancı kelimelerde kullanılır: Sainte-Beuve, by-pass, check-up... -Bilimsel yazılarda, Arapça ve Farsça tamlamalarda ve bazı ibarelerde kullanılır: Servet-i Fünun, Divanı, Lûgati’t-türk, Aşk-ı Memnu, bülbül-i şeydâ, âteş-perest, vatan-perver, bilâ-ücret, bî-çâre, hokka-bâz, nâ-mağûb... KÖŞELİ PARANTEZ -Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda dışta köşeli, içte yay ayraç kullanılır: Kütüphanemize Türk edebiyatı tarihi kitapları [En başta Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (Nihat Sami Banarlı)] alınmalı. -Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler. -Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmadığı hâlde araştırmacı tarafından tamamlanan kısımlar köşeli ayraç içinde verilir: Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Küş-tegin ye[di yaşındakaldı...] UZUN ÇİZGİ -Karşılıklı konuşmalarda konuşmanın ve konuşmacının değiştiğini belirtmek için cümlelerin başında (satır başında) kullanılır. Konuşma çizgisi de denir. Şinasi Halil Bey'e baktı ve: —Bu mektup sana, dedi. —Bana mı, kimden? —Evden olacak! —Evden? Ne münasebet? Şinasi Bey mektubu aldı. Saide'nin yazısı ile şu satırları okudu: ... Büyük nine sordu: —Okuduğun ne, kızım? —Bir roman. —Neden bahsediyor? —Hiç. Büyük nine tekrar daldı. -Oyunlarda uzun çizgi, konuşanın adından sonra da konabilir: Büyük nine — Okuduğun ne, kızım? Kız — Bir roman. Büyük nine ¦ Neden bahsediyor? Kız — Hiç. Büyük nine tekrar daldı. -Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman konuşma çizgisi kullanılmaz.
EĞİK ÇİZGİ 1. Yan yana yazılması gereken durumlarda mısraların arasına konur: Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak / O benim milletimin yıldızıdır parlayacak / O benimdir o benim milletimindir ancak. (Mehmet Akif Ersoy) 2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına ve semt ile şehir arasına konur:
Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA 3. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:
18/11/1969, 15/IX/1994. 4. Dil bilgisinde eklerin farklı biçimlerini göstermek için kullanılır:
-a/-e, -an /-en, -lık /-lik, -madan /-meden. 5. Genel Ağ adreslerinde kullanılır:
http://www.edebikalem.com
6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır:
70/2=35 DENDEN İŞARETİ Bir yazıdaki maddelerin sırlanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır. a. Etken fiil b. Edilgen " c. Dönüşlü " ç. İşteş " DÜZELTME İŞARETİ 1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilen), âlim (bilgin); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hal (pazar yeri), hâl (durum, vaziyet); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu). UYARI : Katil (< katl = öldürme) ve kadir (< kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren) ve kadir (< ka:dir = güçlü) kelimelerinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. 2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerle özel adlarda bulunan ince g, k ünsüzlerinden sonra gelen a ve u ünlüleri üzerine konur: dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, Nigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, Hakkâri, Kâzım, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût. Kişi ve yer adlarında ince l ünsüzünden sonra gelen a ve u ünlüleri de düzeltme işareti ile yazılır: Halûk, Lâle, Nalân; Balâ, Elâzığ, İslâhiye, Lâdik, Lâpseki. 3. Nispet i'sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslam) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması da önlenmiş olur. Nispet i'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.
|