|
Ahmet Taner Kışlalı
(d. 10 Temmuz 1939, Zile, Tokat – ö. 21 Ekim 1999, Ankara). Türk siyaset bilimci, siyasetçi, köşe yazarı ve öğretim üyesi.
Babası Ziraat Bankası veznedarı Hüsnü Bey, annesi Kilis Kemaliye İlkokulu öğretmeni Lütfiye Hanım'dır. Kilis Kemaliye İlkokulu’ndan (1951) sonra, Kilis Ortaokulu’nu ve Kabataş Erkek Lisesi’ni (1957) bitirmiştir. Kabataş Erkek Lisesi'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazanmış, okurken bir yandan da Yeni Gün'de spor muhabirliği yapmıştır. 1962-1963 yılları arasında Yenigün Gazetesi'nde yazı işleri müdürlüğü de yapmıştır. Paris Üniversitesi'nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında doktora yaptı(Modern Türkiye'de Siyasi Güçler). Fransa'da tanıştığı Bordo'lu Nicole (Nilgün Kışlalı) ile 1968 yılında evlenen Kışlalı'nın, bu evlilikten İki kızı (Altınay ve Dolunay) olmuştur. Hacettepe Üniversitesi'nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başlamıştır. Askerlik dönüşü üniversiteye kabul edilmemiş, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçmiştir. 1972 yılında doçent olmuştur. 1971-1977 yılları arasında Yankı dergisi'nde yazdığı yazılarla CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in dikkatini çekmiş ve 1977 yılında CHP listesinden İzmir milletvekili seçilmiştir. 1978'de Bülent Ecevit hükümetinde kültür bakanı olarak görev yapmıştır. Kültür Bakanlığı'nca Ulusal Kültür dergisini yayımlatmıştır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde siyaset bilimi dersleri vermeye başlayan Kışlalı, 1988'de profesörlüğe yükselmiştir. 1991 sonunda Cumhuriyet gazetesinde Haftaya Bakış başlığıyla köşe yazıları yazmaya başlayan Kışlalı, 1995 yılında Antalya yolunda birlikte geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetmiştir. 1997'de ikinci evliliğini Nilüfer Kışlalı'yla yapan Kışlalı'nın bu evlilikten üçüncü kızı (Nilhan Nur) dünyaya gelmiştir. A. Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999 günü, saat 09.40'da Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Akit gazetesi suikastten önce hakkında bir haber yapmış ve Kışlalı'nın üzerine çarpı atılmış fotoğrafını manşetten vermişti.
Bombalı Saldırı :
Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 günü saat 09:40'da Cumhuriyet gazetesine yazdığı son yazısını faksladıktan yaklaşık 19 dakika sonra evinden çıktı. 06 GK 377 plakalı aracına yönelen Kışlalı arabasının üstüne silecek ile kaput arasına konulmuş poşete sarılı paketi alıp sol eliyle kapıyı açtığı sırada büyük bir patlama meydana geldi. Sol kolu kopan Kışlalı site bekçisi Arif Emirhan Kılıç tarafından Bayındır Hastanesine götürüldü. Saat 10:02'de kalp koroner atışı durmuş, nabzı hızlanmış ve bilinci kapanmış bir şekilde Tıp Fakültesi Hastanesine getirildi. Operatör Dr. Hasan Karakış tarafından yapılan muayene sonrası öldüğü tespit edildi, ölüm raporu yine Hasan Karakış tarafından hazırlandı ve Dr. Ersin Kaya tarafından basın açıklamasıyla bildirildi. Mezarı Ankara'nın Ulus semtinde bulunan Devlet Kabristanı'ndadır.
Ölümünden sonra 1999 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür.
Kışlalı'nın başlıca yapıtları
Forces politiques dans la Turquie moderne (Modern Türkiye’de Siyasi Güçler) (Tükendi, AÜ SBF Yayınları, 1968) Öğrenci Ayaklanmaları (Bilgi Yayınevi, 1974) Siyasal Sistemler – Siyasal Çatışma ve Uzlaşma (İmge Kitabevi Yayınları, 1993) Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği (İmge Kitabevi Yayınları, 1993) Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi (İmge Kitabevi Yayınları, 1994) Seçimsiz Demokrasi (Çağdaş Yayınları, 1995) Bir Türkün Ölümü (Ümit Yayıncılık, 1997) Siyaset Bilimi (İmge Kitabevi yayınları, 1999) Ben Demokrat Değilim (İmge Kitabevi Yayınları, 1999)
Niçin Ahmet Taner Kışlalı?
Bu soruyu yanıtlayabilmek için önce "Kimdi Ahmet Taner Kışlalı" sorusunu sormak gerekiyor. Yanıt, bizi katile götürebilir.
Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürüldüğü günün akşamıydı...
Bütün TV ekranları olayın yankılarıyla doluydu. Yorumlar yapılıyor, olayın çeşitli yanları irdelenmeye çalışılıyordu. "Niçin Ahmet Taner Kışlalı" sorusunu yanıtlayabilmek için önce "Kimdi Ahmet Taner Kışlalı" sorusunu sormak gerekiyordu.
En yalın ve net yanıtı Sayın Berin Nadi verdi:
"Ahmet Taner, inançlı bir Kemalistti... Ödün vermeyen, yürekli, savaşçı bir Kemalist!"
* * *
Bu satırların asıl yazarı Ahmet Taner Kışlalı...
Ben sadece onun, Ocak 1996'da Uğur Mumcu için yazdığı satırları alıp, Mumcu yerine kendi ismini yazdım.
Yazabilse, kendi katledilişini ve gerekçesini de böyle mi izah ederdi acaba? Belki...
Ama çok da emin değilim. Emin olmamamın çok basit bir nedeni var.
Uğur Mumcu suikastinden bu yana geçen altı yıl içinde edindiğimiz bir yeni bilgi, ufkumuzu genişletti.
Bu yeni bilginin kod adı "Susurluk..."
Eskiden, katledilenin ideolojik kimliğini ortaya koyunca, düşmanlarını da tanımlamış oluyorduk. Böylece oto-m a t i k m a n şüphelilerin listesine ulaşıyor ve onların kahrolmalarını istiyorduk.
Susurluk bize işlerin hiç de öyle yürümediğini öğretti.
Çete hedef seçerken, kurbanının şu ya da bu görüşten olmasından çok, toplumda yeterince kargaşa yaratabilecek bir isme sahip olmasını önemsiyordu çünkü...
İnfial öyle büyük olmalı ki kamplar arasındaki kutuplaşmayı azdırmalı, nefreti körüklemeli ve bu istikrarsızlık atmosferi içinde güvenlik ihtiyacı içine giren kitleler bir kurtarıcı güç arayışına girmeliler.
Oyun buydu.
Sorunlarını çözmüş, iklimi yumuşamış, gerilimleri yatışmış bir ülke, hangi silah tüccarının, hangi felâket tellalının, hangi kriz kahramanının işine gelir ki?
Belki de o yüzden, Uğur Mumcu'nun cenazesinde "Türkiye İran olmayacak" sloganıyla yürüyen kitleler, Susurluk kazasından sonra, Mumcu'nun çeteyi anlatan eski kitaplarını yeniden okumaya ve faili, çeteler içinde aramaya başladılar.
Şimdi Ahmet Taner Kışlalı suikastinden sonra yayınlanan kınama mesajlarındaki soru işaretleri de tamamen o bilgi sayesindedir.
Ve galiba, bizi ve şu kör topal yürüyen demokrasimizi muhtemel bir provokasyona karşı koruyabilecek yegane şey de bu uyanıklıktır.
* * *
İşte bu yüzden, Kışlalı'nın öldürüldüğü günün akşamı televizyon kanalları olayın yankılarını yansıtırken, onun bir öğrencisi olarak bunları düşündüm ve sordum kendi kendime, "Neden Kışlalı" diye...
Bu soruyu yanıtlayabilmek için önce "Kimdi Kışlalı" sorusunu sormak gerekiyordu.
"Kışlalı, herşeyden önce ikna edici aydınlık kişiliği ve ilkelerini savunmaktaki kararlılığı ile ideal bir kurbandı."
CAN DÜNDAR (28.20.1999)
|